Fındığın Altını Oyanlar: Kokarca mı, Lobiler mi?
Giresun fındığı üzerindeki etkilerini sorguluyor. Yazar, dünyaca ünlü Giresun fındığının kalitesini düşürmek ve itibarını zedelemek isteyen belirli lobilerin bu zararlıyı bir "koz" olarak kullandığını savunuyor. Fındık üreticisinin emeğini hedef alan bu güçlere karşı, zirai mücadelenin yanı sıra fındığın itibarını koruma mücadelesinin de verilmesi gerektiğini vurguluyor.
Sevgili okurlarımız,
Bugünkü konumuz, son yıllarda Giresun fındığının ve üreticisinin adeta kabusu haline gelen bir zararlı: Kokarca.
Ne gariptir ki, bu istenmeyen misafir, tam da fındık zamanına, yani çiftçinin bir yıllık emeğinin karşılığını almayı beklediği hasat dönemine denk geliyor. Bahçelerimizde dolaşırken burnumuza gelen o nahoş koku, artık sadece bir böceğin varlığını değil, koca bir sezonun heba olma riskini de haber veriyor.
Giresun fındığının kalitesi, aroması ve lezzeti dünyada tartışılmaz bir gerçektir. Bu coğrafyanın bize bahşettiği bu altın değerindeki ürün, Giresun'un ve Türkiye'nin en önemli ihracat kalemlerinden biridir. Ancak, bu değeri baltalamak isteyenler hiç boş durmuyor.
Tehlike Sadece Bir Böcek Değil
Konuyu biraz araştırdığımızda, karşımıza özellikle "Kahverengi Kokarca" (Halyomorpha halys) olarak bilinen istilacı bir tür çıkıyor. Uzmanlar ve ziraat odaları sürekli uyarıyor: Bu zararlı, fındığın sadece kabuğunu değil, doğrudan içini, yani meyvesini hedef alıyor. Fındık tanelerini emerek içlerinin boşalmasına, lekelenmesine ve kalitesinin düşmesine neden oluyor.
Yapılan araştırmalar, bu zararlının kontrol altına alınamaması durumunda rekoltede %50 ila %80 arasında verim kaybına yol açabileceğini gösteriyor. Bu, Giresun ekonomisi için bir tarım sorunundan öte, bir beka meselesidir.
Asıl Soru: Bu Değirmenin Suyu Nereden Geliyor?
İşte tam da bu noktada, benim aklıma şu soru takılıyor: Giresun fındığı bu kadar değerliyken, neden bu tür sorunlara karşı bu kadar savunmasız bırakılıyor?
Bu sadece doğal bir zararlı istilası mı, yoksa birileri bu durumu fırsata mı çeviriyor?
Yıllardır duyarız; Giresun fındığının piyasadaki hakimiyetini kırmak, onu "kalitesiz" yaftasıyla kötülemek için çalışan belirli lobiler ve güçler olduğunu. Bu lobiler, şimdi de bu kokarca zararlısını bir bahane olarak kullanarak Giresun fındığının itibarını sarsmaya çalışıyor olabilir mi?
Bu "kokarca" meselesi, uluslararası pazarda Giresun fındığını itibarsızlaştırmak ve kendi ürünlerini öne çıkarmak isteyenlerin eline verilmiş bir koz mu?
Bu lobiler, zaten ülkemizin birçok alanda başının belası. Şimdi de gözlerini Karadeniz'in yeşil altınına, bizim fındığımıza dikmiş durumdalar. Açıkça sormak istiyorum: Bizim fındığımızdan ne istiyorlar? Üreticinin emeğinden, Giresun'un bu milli değerinden ne istiyorlar?
Kokarca ile mücadele elbette teknik ve zirai bir zorunluluktur. Devletimiz ve kurumlarımız bu konuda elinden geleni yapmalıdır. Ancak bizim asıl mücadelemiz, fındığımızın itibarını lekelemeye çalışan, emeğimizi değersizleştirmek için pusuda bekleyen bu lobilere karşı olmalıdır.
Fındığımıza sahip çıkmak, sadece bahçede ilaçlama yapmakla olmaz; o fındığın itibarını korumakla olur.
Kalın sağlıcakla.